24 Şubat 2010 Çarşamba

Masaüstü değil sanki bardakaltı



Neredeyse bir A4 kağıt genişliğinde olan yeni Fujitsu masaüstü bilgisayarın performansı 'ağabey'lerini aratmıyor.

Önde gelen bilgisayar üreticilerinden Fujitsu, boyutları yarım A4 sayfasını geçmeyen ama Intel Core I işlemci ve 4GB Ram ile resmen ‘uçan’ masaüstü bilgisayarını tanıttı.

Mini PC sınıfında hızlı bir kişisel bilgisayar performansından geri kalmayan ‘mini’ Fujitsu Esprimo Q9000, şık tasarımı ve boyutlarıyla göz alıyor. Yarım A4 sayfayı aşmayan genişliği ve sadece 1.4 kg ağırlığıyla Esprimo Q9000, dar ofis ortamları ve dağınık masa üstleri için ideal.

Intel’in en yeni yonga setini taşıyan Core i işlemcili mini bilgisayarın belleği 4 GB’a kadar genişleyebiliyor. 500 GB’lık sabit diskiyle de her biri diğerinden yüklü video ve müzik dosyalarını hızla tüketen günümüz tüketicisi için ferah bir çalışma alanı sunuyor.

Esprimo Q9000 zengin bağlantı seçenekleriyle de kullanıcının, günlük yaşamında elinin altında olan diğer cihazları sisteme bağlamasını kolaylaştırıyor. 6 adet USB bağlantısına ek olarak gelen HDMI, DVI ve eSATA bağlantısı, yoğun ofis işlerine eğlenceyi de eklemeye imkan veriyor.

Fujitsu Türkiye Genel Müdürü Halit Zaim’e gore Esprimo Q9000 ayrıca çok tasarruflu. Resmi ürün bültenine gore bekleme modunda elektrik tüketimi 19 watt’ı aşmıyor ki bu endüstrinin en gelişmiş enerji standartlarına yakın bir rakam.

Üst seviye sistem güvenliği ve entegre Intel Aktif Yönetim Teknolojisi (iAMT) sayesinde, masaüstü ve taşınabilir bilgisayar klasmanında yöneticilerin aradıkları önemli özellikleri bir arada sunuluyor.

Esprimo Q9000’daki Intel işlemci de en yenisi. Buradaki Hyper-threading teknolojisi ise Turbo modunda her işlemci çekirdeğinin aynı anda iki görevi birden yürütmesine izin veriyor.

Intel’in Turbo Boost teknolojisiyse bilgisayar üzerindeki iş yükü arttığında ekstra performans sunarak uygulamaları daha hızlı çalıştırıyor. Intel’in gelişmiş yeni yönetim teknolojisi, uzaktan konfigure etme, ölçümleme, yalıtma ve tamir gibi bir dizi araçla, şirketlerin, ağ üzerindeki çalışmayan bilgisayarlarına müdahale edebilmelerini sağlıyor.

(Ntvmsnbc)
»»  read more

23 Şubat 2010 Salı

| 0 yorum |

En işlek zekalı oyun klavyesi




SideWinder X4’da aynı anda 26 tuşun işlevi kullanılabiliyor. Amaç, hız gerektiren aksiyon oyunlarında tam hakimiyet.

Oyun oynarken klavyesini çokça kullananlara gün doğdu. Aynı anda 26 tuşa birden basılabilen Microsoft Sidewinder X4, aksiyon oyunlarındaki karmaşık tuş kombinasyonlarına tam hakimiyet sağlıyor.

Kullanıcılar, makro kaydetme, arka plan aydınlatma seviyesini ayarlama ve profil değiştirme gibi ek özellikleri olan bu klavye ile oyunların büyülü dünyasında çok daha hızlı hareket edebiliyor.

SideWinder X4’da ‘anti-ghosting’ olarak adlandırılan bir teknoloji kullanılmış. Bu sayede oyuncular aynı anda 26 tuşun fonksiyonlarını aynı anda kullanabiliyor, kendilerini uğraştıran ardışık komutları tek bir tuşa yükleyebiliyor.

Daha fazla hız ve performans isteyen oyunseverlerin yüzünü güldürecek gibi görünen SideWinder X4, Microsoft bünyesindeki Applied Sciences Group (Uygulamalı Bilimler Grubu) tarafından üretilmiş. Geliştirme sürecinde oyun meraklılarının özellikle strateji ve aksiyon oyunlarındaki karmaşık tuş kombinasyonlarına çok çabuk hakim olması hedeflenmiş.

Klavyedeki makro kaydı, mod ve profil değiştirme ve arka plan ışık ayarlarını düzenleme gibi gelişmiş oyun özellikleriyle oyuncular, en zorlu oyun seviyelerinde dahi son derece hızlı hareket edebiliyor.

Applied Sciences Group (ASG), anti-ghosting teknolojisi üzerinde uzun bir süredir çalışıyor. Klavye üzerinde mümkün olduğu kadar çok sayıda tuşa aynı anda basabilmeyi sağlamaya çalışan anti-ghosting teknolojisi, özellikle hızlı ve yoğun komut gönderimine dayalı oyunlarda oyuncunun tüm becerisini ve hızını kullanmasına izin veriyor.

Böylece olağan bir klavyede aynı anda üç tuşa basılabilirken anti-ghosting teknolojisine sahip SideWinder X4’te aynı anda basılabilecek tuş sayısı 26’ya kadar çıkabiliyor. Basılan tüm tuşlar birbirlerinden bağımsız olarak kendi işlevlerini yerine getirdiği gibi, oyunseverler aynı zamanda oyunların karmaşık tuş kombinasyonlarını olabildiğince hızlı kullanabiliyor.

Ayrıca oyuncular makro kaydı özelliğini kullanarak oyunda ardışık olarak yaptıkları birçok hareketi tek bir tuşa yükleyebiliyor. Böylece oyun süresince hızdan ve zamandan kazandıkları gibi dikkatlerini de dağıtmamış oluyorlar.

(Ntvmsnbc)
»»  read more

20 Şubat 2010 Cumartesi

Motorola’dan Android çıkarması



Motorola, Mobil Dünya Kongresi'nde Android tabanlı teknoloji kullanan yeni modelleriyle gövde gösterisi yaptı.

Motorola, 2009 yılında Time Dergisi’nin yayınladığı Top 10 listesine en çok oyu alarak bir numaradan girmeyi başaran ilk Android tabanlı telefonu Droid’in ardından aynı segmentte yeni ürünler geliştimeye devam ediyor.

Mobil Dünya Kongresi’nde sergilenen bu modellerden biri, Android işletim sistemli Motoblur kullanıcı arayüzüne sahip Quench. Dokunmatik ekranlı yeni akıllı telefon tamamen sanal qwerty klavye ve dokunmatik pad yardımıyla ekranın ön panelinde tuşlama yapılarak gezinmeye ve sosyal bağlantıya olanak veriyor.

2010’un ilk çeyreğinde Amerika’da piyasaya çıkacak olan Quench, Motorola’nın sekizinci Android işletim sistemli cihazı. Motoblur kullanıcı arayüzünün önemli bir özelliği de, cihaz kaybolduğunda veya çalındığında, kişisel bilgilerin yönetilebildiği portal aracılığıyla yer tespitini yapabilmesi ve bilgilerin uzaktan silinebilmesi.

MILESTONE, NİSAN 2010'DA GELİYOR
Motorola’nın ilk Android 2.1 işletim sistemli cihazı olan Milestone fuarda yoğun ilgi ile karşılaşan bir diğer ürün oldu. Aynı anda birkaç uygulamayı çalıştırma (multitasking) özelliği olan Milestone, dünyanın en ince (13.7 mm) kayar klavyesini taşıyor.

3.7 inç WVGA dokunmatik kocaman ekran 480x854 piksel gibi dehşet bir çözünürlüğe sahip. 550 MHz hızında işlemci taşıyan cihazla birlikte 8GB bellek kartı geliyor. Genel özellikleri arasında Wi-Fi, 3G (HSPA), Bluetooth, A-GPS, 5MP oto-fokuslu kamera ve flaş, görüntü sabitleme, ortam ışığı sensörü, HTML5 webkit uyumlu çok pencereli internet tarayıcı, 32GB'ye kadar artırılabilir harici bellek sayılabilir.

(Ntvmsnbc)
»»  read more

18 Şubat 2010 Perşembe

| 0 yorum |

Samsung i8520 ile karşınızda


Samsung gene yapacağını yaptı ve küçük bir projektör ile hayatımıza girmeyi başardı.

Samsung i8520 modelini standlarında tanıttı ve projektörle neler yapılabileceğini sevenlerine gösterdi. 3.7 inç genişliğinde Super AMOLED dokunmatik ekrana sahip ve 3 Gigabayt'a kadar RAM kullanımı mümkün.
»»  read more

| 0 yorum |

HP ProCurve: “Network Dünyası Kendini Yeniden Keşfediyor”

“Network Dünyası Kendini Yeniden Keşfediyor”

HP ProCurve: “Network Dünyası Kendini Yeniden Keşfediyor”

HP MEMA ve CEE’den Sorumlu Müdürü Alberto Soto-Garcia Türkiye’yi ziyareti sırasında, HP ProCurve Ülke Müdürü Sami Arbak ile birlikte HP’nin Network alanındaki yeni yapılanmasını ve pazarla ilgili değerlendirmelerini basın mensuplarıyla paylaştı.

Alberto Soto-Garcia, HP ProCurve’ün network alanında 2009 sonunda açıklanan 3Com satın almasının yanı sıra HP’nin işletmelere bütünleşik ve tek merkezden akılcı ve ekonomik çözüm altyapısı sunabilmek için “Tümleşik Altyapı” (Converged Infrastructre) yaklaşımını benimsediğini ve network yönetimini “network+sunucu+depolama” hizmet ve donanım altyapısıyla ve ömür boyu garanti ile sunabilen tek firma olduklarını aktardı. Garcia, kurumsal BT altyapısını oluşturan; network, sunucu, depolama gibi farklı birimlerin giderek birbirleriyle benzeşme eğiliminde olduğunu, BT yönetiminin kendi kendini yeniden keşfettiğini, HP’nin pazardaki bu trende yanıt verebilmek için son 4 yılda toplamda 34 firmayı bünyesine katarak uzmanlık alanını genişlettiğini ifade etti.

HP ProCurve Türkiye Ülke Müdürü Sami Arbak, HP’nin Network pazarında “Ömür Boyu Garanti” uygulamasıyla ekonomik ve sürdürülebilir sahip olma koşullarıyla müşteri memnuniyeti sağladıklarını vurgulayarak, uzun süredir network pazarında kabul gören bir marka olan HP ProCurve’ün, 2010 ilk çeyreğinde % 127’lik bir büyüme oranı ve gelirler bazında 2009 yılında %67’lik bir büyüme elde ettiğini açıkladı.

HP’nin Network Yönetimi ile ilgili toplantıda gerçekleştirdiği genel değerlendirme ve rakamlar şu şekilde oldu:
— Dünyada 2008 yılı itibariyle 30 milyon fiziksel server mevcut. Bu rakamın 2013’te fiziksel ve sanal server olarak 100 milyonu bulması bekleniyor. Bu yapılanma, kurumlara network yönetimi ile ilgili operasyonel bir yük getirmenin yanı sıra, yılda 10 milyar dolarlık enerji ve soğutma maliyeti de getiriyor.
— IDC’nin network pazarında gerçekleştirdiği en son pazar araştırmasına göre, 2007-2008 yılları arasında Avrupa’da ve Türkiye’de network pazarı % 25 büyüme gösterdi, 2009 yılında Pazar %2 ile %10 arasında bir küçülme bekleniyor. (ikinci yarı yıl sonuçlarının kesinleşmesi ile netleşecek)
— Network’ler üzerindeki “Ses”, “mobilite” ve “genişbant” uygulamalarının kullanımlarındaki artış, gayri safi milli hasılada %0,4 ile %1,2 arasında yükselmesini sağlayabiliyor.
»»  read more

| 0 yorum |

Türkiye' nin ilk online teknolojik ürün sigorta sitesi www.ekask.com.tr çok yakında tüketicisi ile buluşacak...


Artan gasp, kapkaç ve hırsızlık olayları göz önüne alınarak geliştirilen Türkiye’nin ilk ve en geniş kapsamlı ürün sigortası “CEPKASK Cep Telefonu Sigortası” nın başarısının ardından, CepKask A.Ş. Türkiye’de bir ilke daha imza atarak TEKNOKASK ile Türkiye’nin ilk Teknolojik Ürün Sigortası ve Hizmet Paketi olma özelliği ile bir ilke daha imza atan şirket, şimdi de son kullanıcıya yönelik online sigorta satışı yapacak EKASK ile sigortacılık anlayışına yeni bir soluk daha getirecek.

CepKask A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Gülgeç, ‘Başarılarımızdan aldığımız cesaret ile bir yeniliği daha EKASK ’ı Türk tüketicisinin beğenisine sunacağız. Kullanıcıların büyük ilgi göstereceğine inandığımız EKASK ’ı yeni projeler takip edecek.’ dedi.
»»  read more

16 Şubat 2010 Salı

| 0 yorum |

Facebook blogları vurdu!


Sosyal ağlara yönelen gençler internet günlüğü tutmaktan uzaklaşıyor. Ayrıca medyada adı çokça geçen Twitter, Facebook'un aksine, gençler arasında o kadar da popüler değil.

ABD’de yapılan araştırmaya göre kişisel blog (internet günlüğü) tutan gençlerin oranı üç yılda yarı yarıya geriledi. Bunun nedeniyse gençlerin Facebook ve MySpace gibi sosyal ağlarda varolmayı tercih etmesi. Bir diğer ilginç sonuç da kamuoyunda yüksek bilinirliğe sahip olan Twitter’ın gençler arasında sanıldığı kadar popüler olmaması.

Pew Internet and American Life projesi kapsamında yürütülen araştırma, internet kullanan Amerikalı gençlerin yüzde 14’ünün blog tuttuğunu gösteriyor. Bu oran 2006’da yüzde 28’di. Öte yandan gençler arasında Twitter kullanma oranı da sadece yüzde 8 olarak belirlendi.

Araştırma ekibinden Aaron Smith, kişisel bloglardaki düşüşü Facebook gibi sosyal ağların hızla yayılmasına bağlıyor. Elde edilen sonuçlara göre 12-17 yaş grubundaki Amerikalı gençlerin yüzde 73’ü her hangi bir sosyal ağa üye ve sıklıkla durumunu güncelliyor.

Yenilikleri herkesten önce benimseyen gençlerin Twitter’a aynı ilgiyi göstermemesi ise araştırmadan çıkan ilginç sonuçlardan. Adını bilse de gençlerin sadece yüzde 8’i Twitter kullanıyor. Smith’e göre bunun nedeni mikroblogging sitesinin ‘ünlüler’ veya şirketler için bir duyuru platformu olarak görülmesi. Gençler, düşünce veya eylemlerini Twitter’da kamuoyuna anlatmak yerine Facebook’ta kendi sosyal çevresine anlatmayı tercih ediyor.

Ayrıca gençlerin interneti, artan oranda mobil cihazlarındaki tarayıcılar veya kısa mesajlar yoluyla kullandığı da elde edilen diğer sonuçlardan.

Araştırmaya göre 12-17 yaş aralığındaki gençlerle 18-29 arasındaki genç yetişkinler blog tutmaktan uzaklaşsa da, yaşı 30’un üstünde olanların sayısında bir değişme gözlenmiyor.

(NTVMSNBC)

»»  read more

15 Şubat 2010 Pazartesi

Dokunmatik Ekranda Yeni Teknoloji

Kuantum fiziğinden faydalanılarak geliştirilen bir teknolojiyle üretilecek elektronik cihazların ekranları dokunma hissi yaratacak

Bir İngiliz firması tarafından geliştirilen ve "Quantum Tunnelling composite" olarak tescil edilen teknoloji, örneğin, uzun bir liste veya web sayfası aşağı indirilmek istendiğinde dokunmatik ekrana ya da dokunmatik klavyeye daha çok basmak yeterli olacak.

Yeni teknolojinin, elde taşınan cep telefonu gibi cihazlardan oyun konsollarına veya GPS cihazlarına kadar uygulaması olabilecek.

Dokunma hissi yaratan yeni teknoloji sayfa kaydırma dışında, ekranda "3. boyut" da oluşturabilecek. Şu anki "2 boyutlu" sayfa uygulamalarının aksine, yeni teknolojiyle parmak dokunması sayesinden tek bir sayfadaki uygulamalar tiplerine göre gruplandırılabilecek ve istenen uygulama seçilebilecek.

(teknolojide.com)
Video Ekle
»»  read more

14 Şubat 2010 Pazar

Sosyal ağa Monte takıldı!


Mart'ta Türkiye'de piyasaya sürülecek olan Samsung Monte, orta fiyat kategorisindeki en donanımlı cihazlardan.

Son beş yıl içinde büyük atak yaparak dünya cep telefonu pazarında ikinciliğe yükselen Samsung, yeni tanıttığı S5620 Monte modeliyle orta fiyat kategorisinde elini yükseltecek. Zira cihazdan Wi-Fi, 3G, GPS gibi ‘fiyat artırıcı’ unsurların hemen hepsi blunuyor.

Ancak firma, dokunmatik ekranlı Monte’yi neredeyse tüm belli başlı sosyal ağlara ulaşmaya öncelik veren bir ‘sosyal iletişim’ terminali olarak konumlandırmış. TouchWiz 2.0 Plus kullanıcı arayüzü bulunan cihazdaki Facebook, Twitter ve Myspace’in de dahil olduğu bir dizi sosyal paylaşım ağı uygulaması kullanıcının profillerine diledikleri zaman ve istedikleri yerde giriş yapmasını sağlıyor. Ayrıca anlık mesaj uygulamalarıyla da anında sohbet imkanı var.

Google Latitude™’ un desteklediği GPS cihazın artılarından. Bunun yanında sunulan Geo-etiketleme özelliğiyle kullanıcılar fotoğraflarına yer damgası ekleyebiliyor.

Diğer bağlantı özellikleri arasında, herhangi bir yerde ve zamanda opsiyonel kablosuz bağlantısı, outlook e-posta hesaplarına ulaşabilmek için Exchange ActiveSync ve Google Sync sayılabilir. Bu şekilde kullanıcılar hem sosyal ağ takvimlerini hem de outlook takvimlerini güncelleyerek tüm uygulamaları tek bir yerden kontrol edebiliyor.

Monte’nin 16:9 oranlı 3 inçlik WQVGA LCD ekranı gülümseme çekim, panaroma çekim, yüz tanıma gibi özellikleri olan 3.2 mega piksellik fotoğraf çekme özelliğine sahip.

Cihaza yüklü gelen Müziği Bul! Servisi’yle kullanıcılar en çok sevdikleri grupları tanıyabiliyor, anında telefonlarına müzik indirebiliyor, multimedia özelliğini kullanarak da diledikleri zaman bunları dinleyebiliyor. Kullanıcı-dostu özellikler arasında Smart Unlock (Akıllı Kilit Açma) ve tek parmakla zoom yapabilme de var.

Mart ayında Türkiye’de satışa sunulacak olan Samsung S5620 Monte’nin temel teknik özellikleri şöyle:

Şebeke HSDPA 3.6Mbps UMTS (900/2100), EDGE / GPRS (850/900/1800/1900)
Ekran 3.0” 262K WQVGA TFT (Dokunmatik ekran)
Kamera 3.2 MP (+CIF)
Video H.263, H.264, MPEG4, QVGA @ 15fps
Ses Poly 72, SP-Midi, i-melody, MP3, AAC, AAC+, WMA, 3.5mm kulaklık
Müzik Müziği Bul!, DNSe v 1.0, FM Radio (+RDS)
Bağlantı Wi-Fi, Bluetooth 2.1 , USB 2.0
Hafıza 195MB Kullanıcı Hafızası
Harici Hafıza (microSD) 16GB’a kadar
Boyutlar 108.8 x 53.7 x 12.4mm / 92g
Pil 1000 mAh
Arayüz TouchWiz 2.0 Plus
Diğer Özellikler A-GPS, Google Map 3.0, SNS, Çoklu IM uygulaması

(NTVMSNBC)

»»  read more

13 Şubat 2010 Cumartesi

| 0 yorum |

Blackberry aşıklarının başı dönebilir!


Bold 9700 yazışma ve dosya işleme odaklı iş kullanıcılarının şu anda sahip olabileceği en kaliteli telefon.

E-posta iletişimini cebe taşıyan öncü markalardan Blackberry’nin yeni mücevheri Bold 9700 geçenlerde Turkcell vasıtasıyla piyasaya sürüldü. Önceki modele kıyasla hız ve tasarımda yenilikler içeren yeni Bold, Blackberry tutkunlarını telefon değişikliğine zorlayacak gibi görünüyor.

Bold 9700’de ilk dikkat çeken, boyutları küçülmüş, kromajlı kısımları azaltılarak elden geçirilmiş, tasarımı göz alıcı bir kasa. İlk Bold’un arka kapağında kullanılan suni deri dokusunun burada da yinelenmesi bizce de doğru bir karar. Sırf bu bile makinenin karizmasını ciddi oranda artırıyor; avuçta tutuş sırasında kaymayı önlemesi de cabası.

Muhteşem bir yapım ve malzeme kalitesi, sağlamlık ve tasarımla tam bir ‘en üst kalitede ürün’ imajına sahip.

Kasa öncekine göre bir hayli ufalsa da ekranda bir küçülme yok. Sadece 122 gr ağırlığındaki ürünün 480x360 pikselli 2.44 inç ekranı 65 bin renk gösteriyor. Bu noktada çok net, keskin ve canlı görüntü verdiğini söylememiz gerek. Dokunmatik dev ekranlı telefonlar kadar olmasa da, video kliplerin ve kendi çektiğiniz videoların hakkını fazlasıyla veriyor.

3.2 megapiksel kamera, iyi adınlatılan ortamlarda iyi sonuçlar veriyor. Ortam ışığı azaldıkça fotolarda grenler artıyor, flaş sadece en yakın objeleri aydınlatabiliyor. Ekranın başarılı bir vizör görevi görmediğini de ekleyelim. Neticede cihazın bir ‘mesajlaşma terminali’ olduğunu yinelemek lazım.

MALZEME VE YAPIM KALİTESİ ÜST DÜZEYDE
Cihazın boyularının küçülmesi ekranı değil ama qwerty klavyeyi elbette etkilemiş. Ufalan tuş takımı, tuşların fazla bombeli olmaması yüzünden, başlarda güçlük yaratabiliyor. Tüm qwerty klavyeli telefonlar için dediğimiz üzere “klavyeye zamanla alışıyorsunuz”. Neticede Blackberry, parmak ucuyla klavye kullanımını ‘en iyi ‘çalışmış’ firmalardan.

Klavyenin hemen üstündeki dokunmatik trackpad, cihazın en etkileyici yeniliklerinden. Son derece duyarlı, kararlı ve hızlı çalışıyor. Kullanıma alıştıktan sonra mönüde trackpad ile dolanmak başlı başına keyif haline geliyor. Hassasiyetini ayarlardan değiştirmek de mümkün.

Sadeleşen kasanın yanlarındaki tuş ve girişlerinde de aynı sadelik göze çarpıyor; neredeyse hepsi siyah plastik gövdenin renginde ve oldukça iyi gizlenmişler.

1500 mAhr pille, firma açıklamasına göre, 6 saat konuşma 21 gün bekleme süresine sahibiz. 1 saati wi-fi, yarım saati 3G bağlantıyla toplam 1.5 saat internette gezindik, 8 fotoğraf ve bir 10 dakikalık video çektik, videoyu iki kere oynattık, 4 SMS 1 MMS attık, toplam 20 dakika telefonla görüştük, alarmı iki kere çaldırdık,ve toplam 3 saatin sonunda hala yüzde 50’ye yakın batarya doluluğu görünüyordu. Hiç de fena değil.

HIZ FAKTÖRÜ
Daha şıklaştı ve akıllandı, peki hızlandı mı? Evet kesinlikle. BlackBerry 5.0 işletim sistemi grafik ve mönü olarak bir öncekinden ufak tefek farklılıklar içerse de esas avantajı ofis ve multimedya gibi uygulamaları hızla ve aksamadan açıp işleyebilmesi. Zaten cihazın mönüsünde sörf yapıp uygulamaları kullandığınız hiç bir aşamada takılma veya yavaşlama yaşanmıyor.

Önceki Bold modelinde dezavantaj denebilecek tek mesele olan tarayıcı yavaşlığı bir nebze giderilmiş. Yine de bu anlamda muadili cihazlarla rekabet için biraz daha ilgi istiyor.

Sonuç olarak, hayatta herhangi bir Blackberry’ye aşık olmuşsanız, 9700 ile aklınız başınızdan gidebilir. Blackberry seviyor ama önceki Bold ve dokunmatik ekranlı Storm’daki 3G veya Wi-Fi eksikliği yüzünden almamışsanız, artık o bariyer de kalkmış görünüyor. Multimedya özellikleri ve internette sörfe fazla başvurmayan bir iş kullanıcısı için pazarda şu an itibarıyla en kaliteli, en şık, en karizmatik ürün budur diyebiliriz.

(NTVMSNBC)

»»  read more

11 Şubat 2010 Perşembe

Elektrofobi


Yanlış bilgilendirmenin sonucu: Elektrofobi

Teknoloji konusunda yanlış bilgilendirme toplumlarda teknolojiye karşı soğukluk, daha da ötesinde 'elektrofobi' yaratıyor.


İSTANBUL - Yeni teknolojilerin insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda yanlış bilgilendirme yüzünden, toplumda teknolojik gelişmelere ilişkin korku yaratılıyor, zamanla bu "elektrofobi"ye dönüştürülüyor.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Biofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunaya Kalkan, yeni teknolojilerin insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda yanlış bilgilendirmeyle, toplumda teknolojik gelişmelere ilişkin korku yaratıldığını ve bunun "elektrofobi"ye dönüştüğünü söyledi.

Prof. Dr. Kalkan, elektromanyetik alanların insan sağlığına etkisi konusunda elektromanyetik dalga spekturumunun kozmik ışımalardan nükleer radyasyona, ultraviyoleden kızılötesi ışımaya karar geniş alanda bulunduğunu ve mikrodalga fırın, cep telefonu, baz istasyonu, telsiz yayınları, yüksek gerilim hatları, tıbbi cihazlardaki sistemlerin hepsinin elektromanyetik dalga yaydığını anlattı.

ELEKTROFOBİ
Prof. Dr. Kalkan, yeni teknolojiler insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda yanlış bilgilendirmeyle, toplumda teknolojik gelişmelere ilişkin korku yaratıldığını ve bunun "elektrofobi"ye dönüştüğünü belirterek, şunları anlattı:

"Koruyucu hekimli tedaviden önce gelmeli. Elektrofobinin oluşmaması için ne doğru bilgilendirmek lazım. Hangi cihazı kullanıyorsun?, Ne kadar enerji yayıyor? Bunun zararlı sınırı ne kadardır? Zararlı sınır aşılmış mı, aşılmamış mı? Eğer bu bilgiyi verirsek, elektrofobinin olmasını önleriz. Başka bir deyişle, koruyucu hekimlikle, hastalığı daha olmadan ortadan kaldırırız."

Asıl tehlikeli olan nükleer radyasyon iken, bunun tıpta, enerji üretiminde kullanıldığına dikkati çeken Kalkan, "Doz hesaplarıyla ölçüyle veriyoruz. Elektromanyetik alanlarda da ölçüyle veriyoruz. Önemli olan dozdur, ölçüdür. Su, son derece faydalı bir şeydir. Günde 2-3 litre su içilmesi önerilir. 15 litre su içerseniz ne olur? Su zehirlenmesinden ölürsünüz. Bu kadar faydalı bir şey bile dozunun üstüne çıktığınızda öldürücü olur. Elektromanyetik alanın da belli bir dozu var. O dozun üstüne çıkarsanız zararlı olur."

Cep telefonu ve baz istasyonunda birinci nesil, 900 megahertz için 42 volt/metre, 1.800 megahertz için 57 volt/metre sınırları bulunduğunun altını çizen Kalkan, Türkiye’de bu oranların dörtte birinin alındığını ve hastaneler ve civarındaki aletlerin de etkileşmemesi için 3 volt/metre sınırı bulunduğunu söyledi.

»»  read more

Canon EOS serisinde Full HD sürprizi


EOS 550D hem yarı-profesyonel ve becerikli bir DSLR, hem de kullanışlı bir Full HD video kamera.

Görüntüleme ve baskı teknolojileri konusunda lider firmalar arasında yer alan Canon'un yeni EOS 550D modeli, fotoğraftaki performansı Full HD çekim özelliği bulunan video bileşeninde de gösteriyor.

Detay ve renklerde ustalığını gösteren makine, Canon’un giriş seviyesindeki en gelişmiş DSLR'si sayılabilir. Giriş seviyesi derken elbette pek çok yarı-profesyonel özelliği barınrırken kullanım kolaylığından da taviz vermemeyi katsediyoruz.

Canon EOS 550D ile 18 megapiksellik çözünürlükle büyük boyutta baskılar alınabilirken, 9- noktalı AF sistemi her karede sıra dışı detay sağlıyor. Güçlü DIGIC 4 işlemci mükemmel optik, hız ve yapay zeka ile işleyerek canlı ve net görüntüler elde ediyor.

İster tatilde manzara, ister hareket halindeki spor müsabakalarının fotoğrafını çekin, EOS 550D’nin üzerindeki modlar sayesinde - elbette doğru seçimler yaparsanız - kolayca yüksek kalitede fotoğraf elde edebilirsiniz.

KARANLIKTA SIKI PERFORMANS
Düşük Işık Modu sayesinde EOS 550D’nin hassaslık ayarı 6400 ISO’ya kadar yükselebiliyor. Yaz partileri, düğünler veya mangal partisi gibi ışık seviyesinin düştüğü, fotoğraf çekmenin zorlaştığı durumlarda EOS 550D ile flaş kullanmadan kolayca fotoğraf çekmek mümkün. Şartlar zorlaşsa bile ISO 12.800’e kadar yükselen ayarlarla işinizi önemli ölçüde kolaylaştırıyor.

Kaliteli fotoğraf kareleri üretmenin dışında EOS 550D ile yüksek çözünürlükte FULL HD 1080p video görüntüler de çekilebiliyor. Tam manuel kontrol ile kullanıcılar ayarları çekim konusuna göre değiştirebiliyor. Yeni “movie crop” fonksiyonunu kullanarak görüntüleri odak uzaklığını değiştirmeden defalarca büyütmek de mümkün.

PAYLAŞMADAN OLMAZ!
Yeni 7.7 cm ( 3.0”) 3:2 oranlı, yüksek çözünürlüklü LCD ekran hem oldukça kaliteli hem de geniş. Geniş görüş açısı ve yansımayı engelleyen kaplaması ile en parlak gün ışığında dahi kullanımı mümkün.

Fotoğraflarını büyük ekranda izlemek isteyenler, HDMI bağlantı arabirimi sayesinde HD-ready TV’lerinde anında fotoğraf ve videolarını paylaşabiliyor.

Kasa tasarımı konusunda da bahsedilecek negatif bir yönü bulunmuyor; Kompakt, dayanıklı, tuş yerleşimi, ergonomik vs. Gerek fotoğrafa yeni başlayanlar, gerekse orta ve ileri düzeyde fotoğrafçılıkla uğraşanlar EOS 550D ile kolayca haşır neşir olup yeteneklerini ileriye taşıyabilir.

Makinenin temel özellikleriyse şöyle:

• 18 Megapixel APS-C CMOS sensör ile büyük baskı alabilme
• Yüksek hız, düşük noise ve mükemmel renkler sağlayan DIGIC 4 işlemci
• Full HD (1920x1080p) video kayıt imkanı
• Düşük ışıkta yüksek performans, 12800’e kadar genişletilebilir 100 – 6400 ISO.
• 3.7kare/sn çekim hızı ile hiçbirşey kaçırmama özelliği
• Kristal parlaklığında ,7.7cm (3.0”) 3:2 Clear View LCD
• 9-nokta AF sistemi
• EOS Integrated Cleaning System ile toz temizliği
• LP-E8 yüksek kapasiteli pil ile gün boyu çekim

(NTVMSNBC)

»»  read more

10 Şubat 2010 Çarşamba

Nokia Morph

Nokia Morph (Konsept)

nokia morph

HER ŞEKLE GİREN TELEFON Nokia Murph (konsept)

Bu nedir? Nokia ve Cambridge University tarafından geliştirilmiş, nano teknoloji sayesinde ne kadar esnek ve saydam telefonların üretilebileceğini gösteren bir teknoloji harikası. Söylenenlere göre, geleceğin cihazları kendi kendini temizleyip koruyabilmenin yanı sıra güneş enerjisiyle şarj edilebildiklerinden çok daha küçük boyuttaki pillerle çalışabllecekmiş.
Piyasaya çıkacak mı? Bileğe takılabilecek kadar bükülebilecek ya da top haline getirilebilecek kadar esnek telefonlar, şimdilik gerçek olmaktan çok uzak. Fakat güneş enerjisiyle çalışan ve çevreye göre tepki veren yerleşik alıcıların bulunduğu telefonlar, yakında sahnede yerini alabilir. Geliştirilmeli mi yoksa boş bir hayal mi? Kesinlikle üzerinde çalışılması gereken bir teknoloji. Ancak tasarımının biraz daha Uzay Yolu cihazları gibi görünmesini görünmesini tercih ederiz.

»»  read more

Web Üzerinde İşletim Sistemi : G.ho.st

g.ho.st

Daha önce de aynı uygulamalardan olan Jooce‘u tanıtmıştık. Jooce gibi yeni bir web uygulaması olan G.ho.st önceki tanıttığımız web uygulamasına nazaran daha iyi özellikler barındırıyor.

G.ho.stu kullanabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olduktan sonra bir çok uygulama sizi bekliyor. Kullanıcılara sunduğu hizmetler bakarsak Jooce’a göre çok daha geniş uygulamalar var.

İlk olarak size 5GB lık bir kullanım alanı ve 3GB lık bir e-posta hizmeti sunuyor. Bunun dışında bu uygulama da Word, Excel gibi dökümanlarınızı kullanabilir, değişiklikler yapabilirsiniz. Mp3 dinleyebilir, video izleyebilir ve hatta oyun bile oynayabilirsiniz G.ho.st kalmıyor uygulama da gömülü web browser sayesinde istediğiniz web sitelerinde gezinebilme imkanı sağlıyor.

g.ho.st screen

G.ho.st' un bir diğer avantajı ise Pixie olarak isim verdikleri mobil olarak kullanabileceğiniz bir uygulama.

g.ho.st screen


»»  read more

Panasonic ToughBook CF-U1

Panasonic ToughBook CF-U1


Panasonic ToughBook

Panasonic tablet pc portföyüne bir yeni modeli daha ekledi. Yeni model CF-U1 Toughtbook modeli. 5.6 inç büyüklüğünde ekrana sahip olan ToughBook CF-U1 de Bluetooth ve Wi-Fi bağlantısı da mevcut. İşlemci olarak Centrino Atom kullanıyor. Klavyesinde değişik bir tasarım yapılmış.

Klavyenin kullanımını daha kolaylaştırmak için orta kısıma standart klavyedeki sağdaki numara tuşları yerleştirilmiş. Yani sonuç itibariyle klavyeyi ikiye bölmüşler.

»»  read more

9 Şubat 2010 Salı

| 0 yorum |

Haiti için 1SMS


Türkiye'nin iletişim ve teknoloji şirketleri Turkcell ve Vodafone, Türk Kızılayı ile işbirliği yaparak Haiti'deki deprem mağdurlarına yardım kampanyası başlattı. Türk Kızılayı'nın başlattığı "Haiti İnsani Yardım Kampanyası"na destek vermek isteyen tüm Turkcell ve Vodafone aboneleri, 2868'e boş veya HAİTİ yazan SMS göndererek depremzedelere 5 TL bağışta bulunabilecek. Kampanya kapsamında gönderilen SMS'ler karşılığında herhangi bir ücretlendirme yapılmayacak.

Turkcell Kurumsal İletişim ve İlişkilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Koray Öztürkler, "Böylesine büyük bir felaket, bizim Türk milleti olarak hiç yabancı olmadığımız ve çok iyi anlayacağımız bir durum. Haiti'deki depremzedelerin ne kadar çaresiz ve acı dolu olduklarını anlayabiliyoruz ve sosyal sorumluluk sahibi bir şirket olarak, bu yardım kampanyasına destek olabilmekten mutluluk duyuyoruz. Haiti'de yaşanan trajediye verilecek destekte Turkcell olarak aracı olmak vazifemizdir" dedi. Türkiye Vodafone Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve Vodafone Türkiye İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Rengin Onay ise konuyla ilgili olarak şunları söyledi: "Hepimizin kalbi hayatını kaybeden, yaralanan, evsiz kalan ve acı çeken Haitililerin yanında. Vodafone Grubu faaliyet gösterdiği ülkelerde bulunan Vakıfları üzerinden şimdiye kadar toplam 277.729 Sterlin bağışta bulunmuştur. Bizler, Türkiye olarak deprem felaketinin ne olduğunu çok iyi bilen bir ülkeyiz. Abonelerimizin gönderdikleri SMS'ler ile toplanacak ve Kızılay aracılığı ile Haiti'deki depremzedelere iletilecek bağışların Haiti'deki felaketin yaralarının sarılmasına bir nebze de olsa yardımcı olmasını diliyoruz"
»»  read more

Sony Ericsson'dan Vivaz


Sony Ericson, hepsi-bir-arada telefonu Vivaz'ı açıkladı. Bir cep telefonundan beklenen özelliklerin hepsini ve fazlasını veren Vivaz'ın 2010'un ilk çeyreğinde piyasada olması bekleniyor.

4.2 inç dokunmatik ekranı, 8.1 megapiksel fotoraf makinesi, 720p yüksek tanımlı video kaydetme yeteneği ve 3G desteği olan telefon, aynı zamanda televizyon çıkışına da sahip. 100 gram ağırlığında bir bünyesi olduğu açıklanan Vivaz, WiFi, aGPS, yüz tanıma ve çekitği fotoraflara konum bilgisi ekleme teknolojilerini içeriyor.
"Seçkin pazarlarda" satışa sunulacağı açıklanan Vivaz'ın fiyatı konusunda bir bilgi yok.
»»  read more

| 0 yorum |

Tüketici iPad’e soğuk


Apple'ın merakla beklenen tablet bilgisayarını sahip olmak isteyenlerin oranı, ürün detaylarının açıklandığı lansmandan sonra yarı yarıya düştü.

Apple’ın aylarca merakla beklenen iPad tablet bilgisayarı, görücüye çıktıktan sonra ilgi kaybına uğradı. Cihaza sahip olmayı ‘düşünmeyenlerin’ oranı tanıtımdan sonra ikiye katlandı.

Alışveriş sitesi Retrevo’nun rakamlarına göre Apple’ın bir tablet bilgisayar çıkaracağını bilen ve internetteki dedikoduların etkisiyle cihazı almayı düşünenlerin oranı, geçtiğimiz ay yapılan lansmandan önce yüzde 26 düzeydeydi.

Ancak Apple CEO’su Steve Jobs tarafından gerçekleştirilen ve cihazın tasarım ve özelliklerinin ilk kez açıklandığı tanıtımdan sonra, ürünü almayı düşünmeyenlerin oranı yüzde 52’ye fırladı.

Retrevo’nun çalışmasında, tüketicinin iPad’in tam olarak ne işe yarayacağı konusunda da kafa karışıklığı yaşadığı ortaya çıktı. Lansmandan önce ‘iPad’e ihtiyacı olabileceğini düşünmeyenlerin’ oranı yüzde 49 iken, bu oran tanıtımdan sonra yüzde 61’e fırladı.

Karar vermeden önce cihaz hakkında daha fazla bilgi sahibi olması gerektiğini sçöyleyenlerin oranı lansman öncesinde yüzde 30, sonrasında da yüzde 15 oldu.

Kesinlikle bir iPad satın alacağını söyleyenlerin oranı da yüzde 3’ten lansman sonrasında sadece yüzde 5’e çıktı.

(NTVMSNBC)

»»  read more

7 Şubat 2010 Pazar

| 0 yorum |

Yeni bir kategori mi?


Apple CEO'su Jobs, iPad'in akıllı telefon ile laptoplar arasındaki boşluğu doldurduğu iddiasında. Peki cihaz iki tarafın da özelliklerini gerçekten taşıyor mu?

Apple üç yıl önceki iPhone lansmanından beri en çok merak edilen ve gürültü koparan tanıtımını dün gerçekleştirdi. Firma, iPad adı verilen tablet bilgisayarla akıllı telefon ve dizüstü bilgisayar arasında yeni bir ürün kategorisi yaratacağı inancında. Peki herşeyin istedikleri gibi gitmesi ne kadar mümkün?

Tanıtılan iPad tasarım ve ekran kalitesi açısından muhteşem bir ürün. Pek çok multimedya becerisine elbette sahip; film ve müzik oynatması dışında yeni başlatılan iBook uygulamasıyla e-kitap okuyucusu olarak da kullanılabiliyor.

Apple CEO’su Steve Jobs, ürünü anlatırken netbooklara değindi, dedi ki “akıllı telefonlarla dizüstü bilgisayarlar arasında düşünülen netbooklar hem yavaşlar hem de ekranları kötü. Bir kategori bile denemez”.

Akabinde akıllı telefonlardaki mobiliteyle laptop işlem gücünü birleştiren bir cihaz olarak iPad’i tanıtan Jobs, aynı anda birkaç uygulamayı birden çalıştırma gibi temel PC özelliklerinin yokluğundan ise bahsetmedi.

iPad ile birlikte duyurulan iBook, belki de en dikkat çekici uygulamaydı. iBookstore’da anlaşmalı yayın kuruluşlarının kitaplarını satacak olan Apple, bunları iPad sahiplerine eğlenceli arayüz ve grafiklere sahip iBooks uygulamasıyla okutacak. Bu da cihazın Kindle ve Nook gibi e-kitap okuyuculara tehdit olup olmayacağı sorularını doğuruyor.

Neticede iPad’in bir ‘ara form’ oluşturup oluşturmayacağını zaman gösterecek. Bir tarafta son derece çekici tasarıma sahip, taşıması ve bakması keyifli bir teknolojik stil ikonu adayı, diğer tarafta ise PC kullanıcılarının alışık olduğu pek çok işlevi yerine getiremeyen bir mobil tarayıcı.

Artılarını şöyle sıralamak mümkün:

1. İnce, küçük, hafif vs özellikleri ile dünyanın en kaliteli işçiliği
2. Çok şık ve hızlı kullanıcı arayüzü
3. Kusursuz çalışan takvim, tarayıcı, mail, müzik, video, photo, maps uygulamaları
4. Çoklu dokunma özellikli yüksek kontrastlı LED ekran
5. Firmanın iddiasına göre 10 saat gibi yüksek video izleme, wifi bağlantıyla internette dolanma, müzik dnleme süresi
6. 1 ay gibi yüksek bir inaktif standby süresi
7. iPhone uygulamalarıyla tam uyumluluk
8. iTunes Store, App Store, iBookstore ile zengin içerik erişimi
9. Youtube HD video oynatabilme
10. Hareket sensörü, pusula, kulaklık, mikrofon

Bunlar da şimdilik dezavantaj gibi görünenler:

1. Adobe flash bile yok, web tarama deneyiminin ‘flash’sız ‘muhteşem’ olması beklenemez.
2. Genişletme slotları yok (kart okuyucu, USB slotu vs), dolayısıyla foto veya başka dosyaları makineye aktarmak için mutlaka Macbook, iMac veya iTunes yüklü PC kullanmak şart.
3. Dahili hoparlörü var ama stereo olup olmadığı belli değil.
4. iPhone gibi aynı anda iki uygulamayı çalıştırmak mümkün değil. Örneğin internette dolaşırken veya e-kitap okurken aynı anda bir radyo uygulamasını açıp radyo dinleyemiyorsunuz.
5. Küçük de olsa bir web kamerası yok. Dolayısıyla görüntülü chat imkanı standart donanımla bulunmuyor.
6. Bluetooth’u sadece kulaklık ve klavye gibi çevre birimleri için kullanabiliyorsunuz. Başka bilgisayar veya telefonlarla dosya transferi mümkün değil.
7. Ne kadar kaliteli olsa da geri aydınlatmalı ekran, e-kitap okuyucularının gözlerini bir hayli yoracaktır. Bunun için özel görüntüleme teknolojisi kullanan Kindle karşısında avantajlı sayılmaz.

(NTVMSNBC)

»»  read more

5 Şubat 2010 Cuma

| 0 yorum |

İlk 3D maç yayını göz doldurdu


Arsenal-Manchester United maçını bazı publarda canlı ve 3D olarak izleyenler büyülendi.

Dün oynanan Arsenal-Manchester United maçı, Avrupa’da üç boyutlu yayınlanan ilk futbol maçı oldu. Barları dolduran İngilizler, özel gözlükleri ile 3D maç izleme keyfini yaşadı.

Sky Sports tarafından yayınlanan maç, ülkenin farklı yerlerindeki dokuz barda özel polarize gözlüklerle izlendi. Maçı izlemeye gelenler deneyimden oldukça memnun kalırken kimisi 3D yayının sahada izlemekten daha eğlenceli olduğu yorumu yaptı.

Londra’daki Railway Tavern Pub’da maçı izleyen 71 yaşındaki David Wubelski, özellikle yakın çekimlerin 3D ekranda muhteşem göründüğünü, geniş açılarda ise sorun olduğunu söyledi.

Maç izlemek için daha önce hiç puba gitmemiş olan 25 yaşındaki Laura Pryllis ise bundan böyle maçları 3D izleyeceğini belirterek “gelecek bu” yorumunda bulundu.

Londra’nın kuzeyindeki Emirates stadyumunda oynanan Arsenal-Manchester United maçı, Nisan’da İngiltere’de düzenli yayına başlayacak Sky 3D kanalının test olarak yayınladığı ilk spor etkinliğiydi.

Kanal, ülkedeki 3D televizyon seti sayısı arttıkça maçı 3D yayınlayan mekan sayısını da artıracağını açıkladı. Şifreli dijital yayın kuruluşu Sky, yaklaşık 1.6 milyon abonesine de 3D yayınları ek ücret almadan izlettirecek.

Gelecek sezonda Pazar günleri oynanacak Premier League maçları da tümüyle 3D yayınlanacak.

(NTVMSNBC)

»»  read more

1 Şubat 2010 Pazartesi

Cepkask / Teknokask ile içiniz rahat olsun...


İstatistiklere göre Türkiye'de 2009 yılı içerisinde 135 kapkaç,gasp,darp ve benzeri olaylar yaşanmıştır ve yıl yıl bu oranlar nüfusunda artması ile birlikte yükselmektedir.. İnsanlar güvenlikleri için sigorta kurumlarına daha çok önem vermeye yönelmiştir... İşte bu devirde Cepkask ve Teknokask'ın amacı gasp ve benzeri olaylara karşı cep telefonlarınızı ve teknolojik aletlerinizi kaskolayarak sizleri güvence altına almaktır... Cepkask ile tüm cep telefonlarınızı ve Teknokask ile de tüm teknolojik aletlerinizi rahatlıkla sigortalayabilir,tehlikeli olaylardan dolayı oluşacak zararlara karşı güven altına alabilirsiniz.
»»  read more

30 Ocak 2010 Cumartesi


Cepkask A.Ş , Grup şirketleri ZG Danışmanlık A.Ş ve Kuzey Sigorta A.Ş ile Türkiye'de bir ilk olan ve tüketicilere yönelik Özel Sigorta projelerini ve iş ortakları , Zurich Sigorta A.Ş , Liberty Sigorta A.Ş , Genel Sigorta A.Ş (Mapfre Internacional) ve SBN Sigorta A.Ş ile beraber , 2002 yılı başında hayata geçirmiştir...

ilk projemiz olan Fransız Groupe Seb'in Türkiye de satışa sunduğu Tefal , Moulinex , Rowenta ve Krups markalı küçük ev aletleri için uygulamaya konulmuştur... Groupe Seb Türkiye , müşterilerine sağladığı kullanıcı hatalarına karşı Ürün sigortası hizmeti ile ''Mor İnek Müşteri Memnuniyeti'' ödülüne layık görülmüştür...

Cepkask'ın cep telefonu pazarında kısa zamanda başarı sağlaması ve elektronik sektöründe kendine saygın güvenilir bir yer edinerek yıllık hedeflerini aşması , şirketin ürün gamını genişletme kararını gündeme getirmiş ve Ocak 2007 itibari ile ''Teknokask'' hayata geçirilmiştir...

Cepkask ve Teknokask sigorta ve hizmet paketi , Teknosa , Bimeks , Media Market , Yalçınlar gibi Türkiye'nin önde gelen tüm Teknoloji Zincir Mağazalarında ve 600'ü aşkın bireysel bayide satılmaktadır...
»»  read more

29 Ocak 2010 Cuma

Tabletin adı iPad


Apple'ın aylardır merakla beklenen internet tableti iPad tanıtıldı.

Neredeyse bir yıldır internette yoğun dedikodulara konu olan yeni Apple ürünü tablet bilgisayar iPad adıyla açıklandı. iPad sadece 0.75 kg ağırlığında, 1.30 cm kalınlığında ve 9.7 inç çoklu dokunuş özelliği taşıyan ekrana sahip.

iPad, ivmeölçer sayesinde ister dikey ister yatay tutulabiliyor. Cihazın zenginleştirilmiş ve uyarlanmış bir iPhone işletim sistemi kullandığı görülüyor. Arayüz, iPhone ekranı gibi bolca uygulama ve kısayol barındırıyor.

İnternet tarayıcı olarak tablete uyarlanmış bir Safari versiyonu göze çarpıyor. Ekran ise iPhone veya MacBook'lardaki 16:9 oranından ziyade 4:3'e daha yakın.

1 GHz hızında Apple A4 işlemciyle çıkan ürünün sabit belleğinin 16 ile 64 GB arasında olacağı açıklandı. Cihazda Wi-Fi ve Bluetooth 2.1 kablosuz bağlantı özellikleri standart. Ancak 3G modemli versiyonları da piyasaya sürülecek.

ABD'de 499 dolardan başlayacak fiyatlar bellek arttıkça ve 3G eklendikçe artıyor. 3G modemi olmayanlar 32GB bellek için 599, 64GB belleklisi için 699 olarak açıklandı. Modellere istenirse 130 dolar farkla 3G modem ekleniyor.

Firma yetkilileri sunumda yaklaşık 140 bin uygulama barındıran App Store'daki ürünleri iPad'de de kullanabileceğini belirtti. Elbette uygulama iPad'in ekranına uygun şekilde, yani daha büyük grafiklerle çalışacak.

YouTube'daki HD videolar iPad'de izlenebiliyor. Fotoğraflar, e-postalar, Google Maps vs. uygulamalar da iPhone'la çok benzer şekilde çalışıyor. Cihazın kilitli ekranı, yine iPhone'da olduğu gibi, ekrandaki 'Kilidi Aç' butonu sağa doğru kaydırılarak açılıyor.

iPad bir e-kitap ve e-gazete okuyucu olarak da tasarlanmış. Cihazda kurulu bulunan iBook uygulamasıyla daha önce yüklenmiş kitaplar, bir kütüphane grafiğiyle ekranda beliriyor. Okunmak istenen kitap kitaplıktan kitap çeker gibi alınıyor ve açılıyor. Sayfalar parmakla, kitap sayfası çevrilir gibi çevriliyor, yakınlaştırılıp uzaklaştırılabiliyor.

Demonstrasyonda ayrıca New York Times gazetesinin kapak sayfasının kullanılması, gazeteyle Apple arasında lisans anlaşması olduğu dedikodularını doğrular yönde. Söylentiye göre ABD'de satılacak iPad'lerde, özel New York Times aplikasyonu yerleşik olarak gelecek.

iPad'de yazı yazmak da genişletilmiş sanal klavye ile kolay gibi. Elbette dikey ya da yatay tutuşa göre tüm ekran öğeleri yön değiştiriyor.

Açıklamalara göre cihazın pili 1 haftalık bekleme süresini ve 10 saate kadar video izlemeyi destekliyor.

Apple iPad'in Wi-Fi modellerinin ABD'de 60, 3G'li modellerin de 90 gün içinde piyasaya verileceği belirtildi. 3G modellerin ülkedeki AT&T mobil operatörle kontratlı olarak sunulacağı da eklendi. 3G'li modeller Avrupa'daysa SIM kilitsiz olarak sunulacak, isteyen istediği operatörle kullanabilecek.

(NTVMSNBC)



»»  read more

iPhone’dan sonra PS3’ü de ‘hack’ledi


'En güvenlikli' oyun konsolu Sony PlayStation3'ün şifreleri, daha önce iPhone'ı da 'hack'leyen genç yazılımcı tarafından çözüldü.


Apple iPhone’ın şifrelerini kıran hacker şimdi de Sony PlayStation 3’ü ‘açık’ hale getirdi. BBC’yi arayıp haberi veren George Hotz, PS3’ün şifrelerini kırmasının sadece beş hafta aldığını söyledi.

Üç yıldır pazarda olmasına karşın ‘hack’ edilemeyen tek oyun konsolu olan PS3 için “hiç bir cihaz hack edilemez değildir” diye konuşan Hotz, geliştirdiği tekniği rafine etmekle meşgul olduğunu ve biter bitmez internette yayınlayacağını da bildirdi.

PS3’ün hack edilmesi, konsolda PS2 oyunlarının, kopya/korsan oyunların veya diğer yazılımların çalıştırılabilmesi anlamına geliyor. Sony, haber üzerine konuyu incelemeye başladığı ve yakında gerekli önlemler için hazırlıklara başlanabileceği açıklamasında bulundu.

Bazı internet dedikodularına göreyse, bu 'hack' olayı aslında 'danışıklı dövüş'. Yorumlara göre firma birkaç yıl içinde PS4'ü çıkarmaya hazırlanıyor ve geniş PS2 oyun koleksiyonuna sahip oyuncular normalde PS2 oyunlarını çalıştırmayan PS3'ün artık kırılabileceğini bilirse satın almayı düşünebilir. Bu da PS4 lanse edilmeden hatırı sayılır miktarda PS3 satılabileceği anlamına geliyor.

IPHONE'U 17 YAŞINDA KIRDI
iPhone’un şifrelerini henüz 17 yaşındayken kırmayı başaran Hotz, PS3 üzerinde çalışmaya geçen yaz başladığını, üç hafta boyunca cihazın donanımını analiz ettiğini söyledi. Uzun aradan sonra geçtiğimiz aylarda yeniden işin başına oturan Hotz, iki haftalık ek mesai sonucunda sistem, çözmeyi başardı.

PS3 sistemi için “güvenlik üst seviyede tutulmuş” yorumu yapan Hotz, tüm detayları henüz açaklamasa da sistemin yüzde 5 donanım yüzde 95 yazılım komponentlerinden oluştuğunu belirtti.

Hotz “Açıkçası PS3 ile hiç oyun oynamıyorum. Ancak PS3 ile eski PS2 oyunlarının oynanamadığını ve cihazın ‘kırılamaz’ olduğunu biliyordum. ‘Hack’ledikten sonra hem eski oyun edisyonları hem de her türlü diğer yazılım ve işletim sistemi PS3’te kullanılabilir oldu” dedi.

(NTVMSNBC)

»»  read more

28 Ocak 2010 Perşembe

| 0 yorum |

4G’li telefondan önce otomobil!

Toyota ile Alcatel-Lucent, bir sonraki mobil bağlantı teknolojisi olan LTE'nin entegre edildiği ilk otomobil prototipini tanıttı.

Yakın geleceğin mobil bağlantı teknolojisi LTE otomobile entegre edildi. Toyota ile Alcatel-Lucent’in işbirliğiyle üretilen ilk prototip, Paris’te tanıtıldı.

Alcatel-Lucent tesislerinde gerçekleştirilen etkinlikte, 2,6

GHz spektrumunda bir Long Term Evolution (LTE) ağına yönelik canlı demolar ve ng Connect “LTE Bağlantılı Otomobil”in Avrupa pazarına ilk tanıtımı yapıldı. LTE, mobil bağlantı hızını mevcut 3G'ye kıyasla bir hayli artıracağı için '4G' olarak adlandırılıyor.

Etkinlik LTE 'ekosistemi'ndeki diğer firmalarla işbirliği içinde sergilenen yeni uygulamalara sahne oldu. Bu firmalar arasında, mobil cihaz üreticisi LG Electronics, mobil oyun şirketi FishLabs, dijital imza lideri SIGNEXX ve mobil güvenlik ve dijital güve

nlik lideri Gemalto yer alıyor.

LTE Bağlantılı Otomobil’in Avrupa’daki ilk canlı demosu da etkinlikte gerçekleştirildi. Otomobil, Alcatel-Lucent’ın QNX Software Systems, Toyota Motor Sales (T

MS) USA, Inc., chumby, Kabillion ve Atlantic Records gibi ng Connect Programı’na üye kurumlarla birlikte geliştirildi.

15-18 Şubat tarihlerinde Barselona’da yapılacak Mobile World Congress fuarında da sergilenecek olan LTE Bağlantılı Otomobil konsepti, araç içinde kişiselleştirilmiş kullanım olanakları sunuyor. Konsept, eğlence, bilgi+eğlence, güvenlik ve sürüşle ilgili özelliklerin bir arada sunulacağı kapsamlı bir menüye sahip.

Etkinlikte, LTE Bağlantılı Otomobil’e ek olarak, LTE donanımlı bir Ar-Ge minibüsü içinde, şirketin kampus genelinde 2,6 GHz bandında çalışan LTE ağı kullanılarak, mobil servislerin demosu yapıldı.

2,6 GHz’nin, Avrupa’da LTE için en çok tercih edilen frekanslar

dan biri olması bekleniyor. Demoda, çokoyunculu mobil oyunl

ar, fotoğraf ve müzik indirme ve 3G/HSPA ile LTE ağlar arasında yumuşak geçiş gibi yetenekler de sergilendi. 3G/HSPA ile LTE ağlar arası geçiş, yeni teknolojiye hazırlanan operatörler için kritik bir ihtiyaç.

(NTVMSNBC)
»»  read more

Tsunamiyi fiber optik kablolarla görecekler


Okyanus dibine döşenecek fiberoptik kablolarla manyetik değişimler izlenecek.

Bilim insanları, okyanuslardan geçen fiber optik kablolar aracılığıyla tsunamiyi tespit edecek sistem üzerinde çalışıyor.

Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosferik Olaylar İdaresi'nden, Jeomagnetist Manoj Nair ve ekibi, deniz suyunun, dünya magnetiğindeki değişiklikler karşısında, elektrik akımında 500 milivolta kadar değişiklik gösterebildiğini tespit etti.

Earth, Planets and Space dergisinin şubat sayısında detayları yer alacak araştırmada Nair, deniz altında zaten hazır döşenmiş fiber optik kablolar bulunduğu için teorik olarak, diğer pahalı sensörlere gerek olmadan ''sadece voltmetre'' ile yer hareketlerine bağlı tsunamilerin tespit edilebileceğini bildirdi.

İçerdiği yüksek tuz oranı ile elektriği başarılı bir şekilde ilettiği bilinen deniz suyu, yer manyetiğinde yaşanan değişikliği, kendisi de manyetik alan yaratarak yansıtıyor. Bu nedenle voltmetreler kullanılarak yaratılan manyetik alanlar tespit edilebiliyor.

Bell Labs'da çalışan araştırmacılar, 25 Nisan 1992 yılında kuzey Kalifornia'da meydana gelen 7,2 şiddetindeki deprem sırasında okyanus suyunda, fiber optik kablolarla tespit edilebilen hareketli elektrik dalgalarının oluştuğunu tespit etmiş ancak alternatif ölçüm cihazlarının geliştirilmesine paralel olarak konuya fazla ilgi gösterilmemişti.

ABD gibi gelişmiş ülkeler, Pasifik Tsunami Uyarı Merkezi'nde olduğu gibi su altına basınç ölçen algılayıcılar yerleştirebiliyorken, gelişmekte olan ülkeler bu tür pahalı teknolojiler yerine, nispeten ucuz alternatif ölçüm sistemleri ile can ve mal güvenliğini sağlamaya yöneliyor.

(NTVMSNBC)

»»  read more

Tişört oldu e-şört


Stanford Üniversitesi mühendisleri sıradan pamuk ve polyesterden mamul kumaşları, karbon nanotüp 'mürekkebi' emdirerek pile dönüştürdü.

Karbon nanotüplerden oluşan boyayla boyanan pamuk ve polyester gibi kumaşlar, enerjiyi muhafaza eden birer 'pil'e dönüştürüldü. Geçen yıl bulunan, ancak ilk kez bu denli başarıyla uygulanan teknoloji, 'giyilebilir elektronik cihaz'şarın yolunu açıyor.

Nano Letters adlı nanoteknoloji bülteninde yayımlanan deney raporuna göre, nanometre boyutunda (metrenin milyarda biri ölçeğinde) karbon tüpler içeren 'boya'nın emdirildiği sıradan kumaşlar enerjiyi barındırabilir hale getirildi.

Yi Chun liderliğindeki Stanford Üniversitesi ekibinin geliştirdiği ürün, kumaşların lifleri arasında tutunan karbon nanotüplerden oluşuyor. Bu özel boya kumaşa homojen şekilde emdirildiğinde kumaşı tümüyle iletken ve elektriği muhafaza edebilir kılıyor. Bu özellikler, kumaş yıkanıp buruşturulsa bile kaybolmuyor.

Ekip lider Chun, bu teknolojinin daha az maliyetli şekidle üretilmesine çalıştıklarını, kısa süre sonra elektronik cihazları besleyebilen veya cihaz entegre edilmiş özel giysiler üretilebileceğini söyledi.

(NTVMSNBC)

»»  read more

Esnek ekranlara doğru dev adım


ODTÜ'lü araştırmacılar, katlanabilir özellikteki esnek görüntü cihazlarının yapımında gerekli binlerce rengi tek bir plastik malzemeyle elde eden teknoloji geliştirdi.


''Yeşil renk'' oluşturulamadığı için bugüne kadar yapılamayan esnek malzemeler için literatürdeki eksiklikleri iki yıl önce tamamlayan araştırmacılar, son çalışmalarını çok daha ileriye taşıyarak ''üstün özellikli'' tek bir plastik malzemeyle binlerce tondaki rengi elde etti.

Yeni nesil polimer tabanlı malzemeler, maliyetleri düşük organik tabanlı güneş pilleri ile LED yapımında da kullanılacak.

ODTÜ Kimya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Toppare, görüntü cihazı ekranlarının yapımında günümüzde inorganik malzemelerin kullanıldığını ve bu malzemelerin yüksek maliyetlerinin bulunduğunu belirtti.

Prof. Dr. Toppare, görüntü cihazlarında kullanılmak üzere plastik özellikler taşıyan elektrokromik polimerler üzerine başkanlığını yürüttüğü ekibin uzun yıllardır çalıştığını söyledi.

Bu çalışmaların en önemli sonuçlarından birini iki yıl önce aldıklarını belirten Toppare, ''Polimer Tabanlı Görüntü Cihazları ve Eksik Renk Yeşil'' adlı çalışmalarında, yeşille şeffaf arasında dönüşebilen eksik rengi oluşturan elektrokromik malzemeyi geliştirdiklerini anımsattı.

Toppare, bu çalışmalarında görüntü cihazlarının bu malzemelerle yapılarak maliyetlerinin düşürülmesi için literatürdeki eksiklikleri tamamladıklarını anımsattı.

Bu çalışmalarının ardından literatürde kırmızı, mavi ve yeşil renklerde bir eksiklik kalmadığını anlatan Toppare, şu bilgileri verdi:

''Literatüre bakıldığında, farklı polimerlerden bir kısmı kırmızı, mavi, yeşil, multikromik, floresan (ışık yayabilen) veya bir kısmı da çözülebilen polimerlerdir.

Ancak bütün bu özellikler, farklı farklı polimerlerle sağlanabiliyordu.

TÜM RENKLER TEK POLİMERDE
Prof. Dr. Toppare, patent alan bu çalışmalarının ardından başkanlığını yürüttüğü son çalışmalarında ise araştırma görevlileri Abidin Balan ve Derya Baran'la birlikte aynı anda tüm renk geçişlerini tek başına sağlayan ''benzotriazol içerikli polimerler'' geliştirdiklerini açıkladı.

Toppare, görüntü cihazı ekranlarının katlanabilir gibi esneme özelliklerine sahip olabilmesi için her renk için ayrı ve onlarca sayıda polimer değil, geliştirdikleri tek bir polimerin yeterli olacağını söyledi.

Araştırmaları sonunda elde ettikleri iletken polimerlerin tek başına görüntü teknolojisinin ihtiyaç duyduğu kırmızı, yeşil, mavi, siyah ve şeffaf olmak üzere bütün renk geçişlerine, yaygın solventlerde çözünebilirliğe, hem p hem n tipi katkılanabilirliğe sahip olduğunu bildiren Toppare, şunları kaydetti:

''Yeni çalışmamızda her renk için ayrı bir malzeme yerine tek bir malzeme geliştirdik. Bu tek polimer, aldığı gerilime göre her rengi oluşturabiliyor. Yani görüntü cihazlarında renk üretimi için gereken mavi, kırmızı, yeşil ve şeffafa kadar uzanan milyonlarca ana ve ara renk tonunu elde etme yeteneğini tek bir polimerde topladık.

Ayrıca malzemenin önemli diğer bir özelliği de bildiğimiz tüm malzemelerde çözünebilme özelliği. Bu haliyle malzeme, her türlü geniş yüzeylerde de kullanılabilecek. Dolayısıyla malzemeyi yalnızca elektrolitik olarak değil, kimyasal yöntemlerle de yapmak mümkün hale geliyor.''

Toppare, çalışmaları ile televizyon, bilgisayar gibi görüntü cihazlarının bu malzemelerle yapılabilmesi için renk geçişleri arasındaki zamanı mikron seviyelerine düşürme yolundaki çalışmalarının da sürdüğünü bildirdi.

GÜNEŞ PİLİ DE YAPILACAK
Prof. Dr. Toppare, geliştirdikleri teknolojinin yarı iletken olma özelliğinin yanı sıra floresan özellikleri nedeniyle güneş pillerinin imalatında etken maddeler olarak da kullanılabileceğini bildirdi.

Toppare, ODTÜ'de, Devlet Planlama Teşkilatının desteğiyle kurulan Güneş Enerjileri Araştırma Merkezinde (GÜNAM) polimerik tabanlı güneş pillerinin üretilmesi için araştırmalara başladıklarını da açıkladı.

Tüm dünyada organik malzemelerden güneş pili yapımı için yüzlerce araştırmanın yürütüldüğünü aktaran Toppare, bu araştırmalarda yüksek verim gücüne sahip ve yeniden kullanılabilir pillerin düşük maliyetlerle üretilmesinin amaçlandığını söyledi.

Geliştirdikleri malzemenin, özelliği nedeniyle LED yapımında da kullanılabileceğini belirten Toppare, açıklamalarını, ''Sayılan özelliklerin hepsini birden taşıyan tek bir malzeme maliyet düşüklüğü, kulanım alanlarının genişliği ve daha önemlisi benzersizliği yönünden paha biçilmez bir üründür'' sözleriyle tamamladı.

(NTVMSNBC)

»»  read more

Çin'den 'çakma' Google


En büyük arama motoru Google Çin hükümetiyle sansür ve siber saldırı yüzünden tartışadursun, ülkede Goojje adında ve aynen Google'ın grafiklerini kullanan arama motoru açıldı.


Çin ile internet arama motoru Google arasında yaşanan sansür ve siber saldırı krizinin ardından, Çin'de ismi kız kardeş anlamına gelen "ciecie"yi anımsatan "Goojje" adlı bir arama motoru kuruldu.

BBC Çince servisinin haberine göre, "Goojje.com" internet arama motoru, Çin yasalarına uygun bir şekilde filtrelenerek hizmet veriyor.

Google'a benzer bir tarzda logoya sahip arama motorunun internet sitesinde "Abisi kardeşi için kalıyor ve hala kız kardeşine düşkün" ifadesinin Çincesine yer veriliyor.

Öte yandan Reuters, "Goojje"nin Çin'de "ciecie" (kız kardeş) şeklinde anılmasını, Google'ın Çincede telaffuz edilirken "Gıgı" (büyük birader) sesini vermesinden kaynaklandığı şeklinde değerlendiriyor.

Google, yeni kurulan "Goojje" arama motoru hakkında halen bir açıklamada bulunmadı.

Çin ile Google arasındaki gerginlik, ABD'nin de Çin'i internet özgürlüğüyle ilgili eleştirmesiyle iki ülke ilişkilerine yansımış ve ABD-Çin ilişkileri de gerilmişti.

(NTVMSNBC)

»»  read more

Twitter hesabı açmak kolay, tutmak zor!

İstanbul'da düzenlenen, internet ve pazarlama dünyasının önde gelen isimlerinin reklamveren ve interaktif ajans yetkilileriyle buluştuğu toplantıda, sosyal medyadan fayda sağlamak isteyen markaların yol haritası çizildi.

Türkiye ve dünyada internet alanında yaşanan gelişmeleri inceleyen ve analiz eden Webrazzi, Webrazzi Gündem Toplantıları serisinin ikinci etkinliğinde sosyal medya konusunu ele aldı. İnternet ve pazarlama profesyonellerini bir araya getiren toplantıda “Sosyal medya tehdit mi, fırsat mı?” ve “Sosyal medyasız pazarlama olur mu?” sorularına yanıt arandı.

Basınbülteni.com, Bizebiz.com, GROU.PS ve Reklamstore’un “gündem”, NTV’nin “medya”, Yenibiris.com’un “internet”, Marjinal Porter Novelli’nin “iletişim” ve Sevenice’ın “yayın” sponsoru olarak destek verdiği, Bizebiz.com’un ise resmi iş ağı olduğu toplantının ilk sunumunda PromoQube Genel Müdürü Özgür Alaz, rakamlarla sosyal medyayı anlattı.

7 BİN KİŞİYE ULAŞANI 1 MİLYON DUYUYOR
Konuşmasına “Sosyal netwok çağında yaşıyoruz,” diyerek başlayan Özgür Alaz, sosyal medyanın en önemli platformlarından biri olan Facebook’un tüm dünyada 350 milyon kullanıcıya ulaştığını, ülkemizde ise 18 milyon 204.960 kişinin internet kullanıcısı olduğunu ve bunların da yüzde 82’sinin (Kaynak: ComScore verileri) bu siteye üye olduğunu söyledi.

Alaz sözlerini şöyle sürdürdü: “Elde edilen verilere göre, bir kullanıcının ortalama 130 arkadaşı olduğundan yola çıkarsak sosyal medyada 7.500 kişiye ulaşan bir marka 1 milyon kişiye ulaşmış sayılıyor. Çünkü yeni medyada herkes arkadaşını etkileme gücüne sahip bulunuyor. Dolayısıyla sosyal medyada en geçerli akçe topluluk geliştirmek…

"Türk internet kullanıcılarının e-posta hesapları için günde ortalama 4 dakika, Facebook için ise 56 dakika ayırdığı biliniyor. Yine bu site üzerinde gerçekleştirilen sayfa güncelleme sayısı günlük 55 milyona ulaşıyor. Bu noktada markaları söz konusu profil güncellemelerinin içine ne derece sokabileceğimiz önem taşıyor.”

MARKALAR KONUŞULUYOR
Sosyal medya kullanıcılarının konuşmalarının yüzde 20’sinin marka ve ürünler hakkında olduğunu da belirten Özgür Alaz, sosyal medyada kullanılacak dilin hızlı, kısa ve sonuç odaklı olması gerektiğini de vurguladı.

130 ortalama arkadaş hesabından yola çıkıldığında her negatif yorumun 45 kişi tarafından görüntülendiğini ve bu 45 kişiden 30’unun da olumsuz eleştirilen markadan kaçındığını söyleyen Alaz, “Sosyal medyayı etkin şekilde kullanmak isteyen markalar mecraların diline uygun iş yapmalı ve sonuç odaklı olmalılar. Bunun için de işe başlarken kendilerine ‘İnsanlara nasıl yardımcı olabilirim?’ sorusunu sormalılar,” dedi.

KULLANMAMAK, KULANMAKTAN DAHA RİSKLİ
Webrazzi Kurucusu ve Crenvo Danışmanlık Genel Müdürü Arda Kutsal’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Sosyal medya tehdit mi, fırsat mı?” panelinde ise Elif Dağdeviren, Doğuş Yayın Grubu Yeni Medya Direktörü İlker Ermurat, Radikal Gazetesi Teknoloji Editörü M. Serdar Kuzuloğlu ve Project House Kurucu Ortağı Serhat Akkılıç gibi önemli isimler konu hakkındaki görüşlerini katılımcılarla paylaştı.

Panelde ilk olarak söz alan Elif Dağdeviren, sosyal medyanın çok önemli bir iletişim ağı olduğunu belirtti ve ekledi: “Sanal alemde bazı konular gerçek hayattakinden daha gerçekçi bir şekilde işleniyor. ABD ve Türkiye’de krizle birlikte internet kullanımında bir patlama yaşandı. Yeni medyanın gücünü görmezden gelen kurum ve bireyler için sosyal medya bir tehdit niteliği taşıyor. Çünkü siz isteseniz de istemeseniz de oradaki insanlar marka ve ürünleriniz hakkında fikirlerini paylaşıyor. Bu nedenle aktif olarak kullanılmasa bile sosyal medyayı takip etmek gerekiyor.”

ELEŞTİRİLMEKTEN KORKMAMALI
İlker Ermurat ise konu hakkında görüşlerini şöyle dile getirdi: “Eleştirilmekten korkmanın faydası yok. Bu yüzden eleştiride bulunan insanlarla iletişim kurmak gerekiyor, aksi takdirde kurumlar ve markalar bu durumdan zarar görüyor. Sosyal medyanın inanılmaz bir yayılma gücü var. Geçen yıl yalnızca Facebook’ta yapılan reklam harcaması 430 milyon dolara ulaştı. 2010’da bu rakamın daha da artması bekleniyor. Sosyal medyanın tek kötü yönü ise telif hakkı olan içeriklerin de çok hızlı yayılması.”

M. Serdar Kuzuloğlu ise sosyal medyada yer alan içeriklerin samimi ve dürüst olmasına dikkat çekerek adı konulmamış bir tüccarlık yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınması gerektiğini ifade etti ve ekledi: “Sosyal medyadaki fan sayfaları kıymet haline gelmeye başladı ve bundan da para kazanılıyor. Bu ticaret önümüzdeki yıllarda sosyal medyanın parametrelerini belirleyecek, o nedenle önceliğin bu konuya verilmesi gerekiyor.”

Serhat Akkılıç ise sosyal medya ile ilgili şunları söyledi: “Bugün iş dünyasında büyük bir çoğunluk sosyal medyanın markalar için önemli olduğunu kabul ediyor, ancak çok azı bu konuda ne yapması gerektiğini biliyor. Geleneksel medyada markalar parasını verip yayınlanacak içeriği kontrol edebiliyorlardı ancak sosyal medyada bu lüks yok. O nedenle bu yeni medyadaki havayı solumak ve işin doğrularını bilen profesyonellerle çalışmak gerekiyor. Bir başka deyişle sosyal medyadaki fırsatlar iyi yönetilemediğinde markalar için tehdit unsuru oluşturuyor. Bunu önlemenin yolu da doğru bir dijital strateji geliştirmekten geçiyor.”

(NTVMSNBC)

»»  read more

26 Ocak 2010 Salı

Dünya dijital müziğe kayıyor


Küresel müzik pazarı krizin etkisiyle küçülmeyi sürdürürken, dijital müzik satışları hız kesmeden artıyor.


Dijital müzik satışları, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 12 oranında büyüyerek, 4,2 milyar dolara ulaştı. Dijital müzik satışları toplam pazarın yüzde 27'sine tekabül ediyor.

Fransız ekonomi gazetesi La Tribune'deki habere göre, Uluslararası Fonografik Sanayi Federasyonu (IFPI), yayımladığı ''2009 Yılı Dijital Müzik Rapor''unda, hükümetlere korsanla mücadele çağrılarını yineleyerek, geçen yıl küresel müzik pazarının bir önceki yıla göre yüzde 15 gibi önemli bir oranda gerilediği belirtildi.

Raporda, 2004 yılında küresel müzik pazarının 22,4 milyar dolar olduğu hatırlatılarak, geçen yıl da son on yıl olduğu gibi satışlarda düşüş kaydedildiği ve 15,8 milyar dolara gerilediği ifade edildi.

İnternet üzerinden yasal olarak indirilen müzik pazarının geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 12 oranında büyüme kaydederek, 4,2 milyar dolara ulaştığına işaret edilen raporda, dijital müzik satışlarının küresel satışların yüzde 27'sini oluşturduğu belirtildi. 2008'de dijital müzik satışı küresel satışların yüzde 20'si oranında bir paya sahipti.

Bu konuda ülkeler arasında ciddi farklılıklar olduğuna dikkat çekilen raporda, ABD'deki dijital müzik satışlarının pazarın yüzde 40'ını oluşturduğu ifade edildi.

ABD'yi yüzde 15'le Avrupa ülkelerinin izlediği bildirilen raporda, bu konuda geçen yıl Avrupa pazarında önemli gelişmeler kaydedildiği vurgulandı.

Raporda ayrıca, müzik endüstrisinde, dijital müzik satışlarındaki artışın fiziksel müzik satışlarındaki düşüşü telafi etmediği belirtildi.

(NTVMSNBC)

»»  read more

Toros Dağları'nda 'Farmville' kuruluyor


Üyeleri gruplaştırıp organik tarımsal üretim yaptıracak ve alışveriş modeli itibarıyla Facebook'taki Farmville oyununa çok benzeyecek Farsak Projesi'ne yoğun ilgi var.


Toroslar'da asgari ücretin de altındaki gelirleriyle ciddi anlamda geçim sıkıntısı yaşayan köylüleri, ürünlerini değerlendirerek kalkındırmak için Farsak Projesi'ni hayata geçiren 70 yaşındaki Tuncer Gültang, ünlü paylaşım sitesi ''Facebook''a taşıdığı proje ile bir anda yurt genelinde hatta yurt dışında çok sayıda gencin önderi oldu.

Gültang'ın, yaklaşık 3 ay önce ''köylü kalkınmadan ulus kurtulmaz'' sloganıyla oluşturduğu grup, kısa sürede 2 bin 350 üyeye ulaşırken, üyeler ''Tuncer dede'' dediği Gültang'ın önderliğinde paylaşım sitesinin ünlü ''Farmville'' oyununu da gerçeğe dönüştürecek.

Gültang, yaptığı açıklamada, önceki yıl Feke ilçesine bağlı, Toros Dağları'nın eteğindeki Güzpınarı köyünde hayata geçirdiği ''Farsak Projesi''ni, ilk sıralar arkadaşlarını bulmak ve torunlarıyla konuşmak için kullandığı ''Facebook''a taşıdığını anlattı.

Yaklaşık 3 ay önce sitede ''Farsak Projesi Grubu'' adı altında bir grup oluşturduğunu ve gruba ilk olarak Çukurova ve Mersin Üniversitesinden tanıdığı gençleri dahil ettiğini belirten Gültang, ''Bu gençlerin de katkısı ile grubun üye sayısı hızla arttı. Özellikle Bilkent ve Selçuk üniversiteleri ile değişik illerden gençler, projeye ilgi duydu. Kısa sürede benim de tahmin edemeyeceğim şekilde 2 bin 350 üyeye ulaştık'' dedi.

Grubu ''Farsak Projesi'' ile tanıştırdığını ve amaçlarını paylaştığını ifade eden Gültang, şöyle konuştu:
''Projeyi 'köylü kalkınmadan ulus kurtulmaz' sloganı ile Facebook'a taşıdım. Gördüm ki, gençlerin doğal yaşama ve üretime büyük ilgisi var, ancak bir önderleri yoktu. Doğal ürünler tüketilmesi ve köylerdeki ürünlerin desteklenmesini amaçlayan projemizi genellikle 20-30 yaş grubundaki üniversite öğrencileri destekliyor. Bunun yanı sıra her yaştan ve Türkiye'nin dışında ABD, Kanada, Azerbaycan, Hindistan, Bangladeş gibi çeşitli ülkelerden üyemiz var. Ayrıca Tema, Doğal Tohum gibi gruplar da projeyi destekliyor.''

SANAL ALEMDEKİ FARMVİLLE GERÇEĞE DÖNÜŞECEK
Gültang, Facebook'taki yazışmaları sırasında gençlerin bu site aracılığıyla çiftçilik yapılarak sanal para kazanılan 'FarmVille' oyununu çok fazla oynadıklarına şahit olduğunu belirterek, oyunun gerçeğe dönüşmesi için harekete geçtiğini söyledi.

'FarmVille' fikrini üyelerle paylaştığında beklemediği bir istekle karşılaştığını belirten Gültang, şöyle konuştu:
''Söz konusu oyunda kişiler kurdukları tarlaya tohum ekip hasadını yaparak sanal para kazanıyor. Ekilen tohumun cinsine göre hasat için 4, 12 saat ya da 1 gün boyunca meyve veya sebzeye dönüşmesi bekleniyor. Yani bir anlamda gençler çiftçilik yapıyor. Bizim de Farsak Projesi kapsamında bir süre önce hayata geçirdiğimiz Kardeş Aile Projesi de aynı şeyi hedefliyor zaten. Şehir hayatından bunalan aileler köydekilerle doğal üretim yapıyor. Şimdi biz Facebook'taki üyelerimizi kendi bulundukları bölgelerde gruplaştırarak, tıpkı Feke'deki gibi organik üretim yapmasını sağlayacağız.''

FarmVille oyununu mart-nisan ayında Feke ilçesinde grubu destekleyen ÇÜ öğrencileri ile gerçeğe dönüştürerek ilk somut adımı atacaklarını ifade eden Gültang, ardından Kocaeli, Bursa ve diğer illerde oluşturulan gruplarla üretim yapılacağını kaydetti.

Gençlerin çok istekli olduğunun altını çizen Gültang, ''Mesela Bursa'dan gruba katılan Aydan Ay, Mustafa Kemal Paşa ilçesine bağlı Koşuboğazı köyündeki 100 dönüm arazilerini proje ile değerlendirmek istediğini yazdı. Kanada'da öğrenim gören İpek Toker ise İzmir'de yaşayan ailesi ile üretim yapmak istediklerini bildirdi. Ay ve Toker gibi onlarca üye var, ÇÜ Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayzin Küden ve öğretim üyelerinin de katkısı ile biz bu gençlere doğal tohum, üretim yöntemlerini anlatıp önderlik yapacağız. Hatta üretilen ürünlerin marka, pazarlama gibi faaliyetlerini de yürüteceğiz'' dedi.

10 BİN ÜYEDE KAYITLAR DONDURULACAK
Gültang, grup üyelerinin proje ile köy yaşantısı ve buradaki kişilerin zorlu yaşamına da tanık olacaklarını belirterek, ''En küçük para ilişkisinin olmadığı bu projenin sağlıklı işlemesi için 10 bin üyeye ulaşınca kayıtları donduracağız, çünkü somut adımlar atmak istiyoruz'' diye konuştu.

Güzpınarı köyünde ''Farsak'' markasıyla kahve, bir tür pestil olan Farsak kırması ve şampuan üretimi yaptıklarını anımsatan Gültang, 'FarmVille'in gerçeğe dönüşmesiyle de tamamen doğal olan yöresel farklı ürünlerin tüketiciyle buluşacağını kaydetti.

(NTVMSNBC)

»»  read more

Patlayıcıyı sezen elektronik burun

Havalimanlarında terörist saldırılara karşı elektronik burun sistemi geliştirildi.

Alman bilim adamları, birçok ülkenin havalimanlarında olası terörist saldırılarına karşı sert önlemler almaya hazırlandığı bir dönemde, "muhtemel teröristleri" tespit edebilen bir elektronik burun sistemi geliştirdi.

İtalyan haber ajansı Ansa'da yer alan habere göre, Alman Fraunhofer Enstitüsü tarafından geliştirilen "Hamlet" adlı sistem, sadece patlayıcıları ya da patlayıcı yapımında kullanılabilecek kimyasalları tespit etmekle kalmıyor, aynı zamanda şüpheli hareket eden kişileri seçerek, onları izleyebiliyor.

Bilim adamları, "yanlış alarmları önlemek için" prototip üzerinde çalışmayı sürdürüyor.

(NTVMSNBC)

»»  read more

Cep telefonu fareye yaradı


Her gün 1 saat cep telefonu dalgalarına maruz bırakılan farelerin belleği güçlendi, Alzheimer belirtileri azaldı.


Cep telefonlarının kanser yapıp yapmadığı hararetle tartışılmaya devam ederken, bir grup bilim adamından şaşırtıcı bir iddia geldi. Açıklamada, cep telefonunda yayılan elektromanyetik dalgaların deney farelerinin belleğini harekete geçirdiği ve hatta yaşlı farelerdeki Alzheimer semptomlarını azalttığı belirtildi.

Güney Florida üniversitesinde halen yürütülen çalışma, uzun süreli cep telefonu kullanımının etkilerini araştırıyor. Bilim ekibinin çalışmalarından elde edilen ilk bulgulara göre cep telefonundan yayılan elektromanyetik dalgalar, beyinde biriken beta-amiloidi azaltıyor. Bu kötü proteinin varlığı ve miktarı, Alzheimer hastalığının alameti farikası sayılıyor.

Popular Science dergisindeki habere göre uzun süreli deneyde kullanılan 100 adet fare, cep telefonu sinyali yayan bir anten vasıtasıyla her gün 1 saat elektromanyetik dalgalara maruz bırakıldı.

Kullanılan farelerin tamamı Alzhiemer hastalığına yakalanacak şekilde önceden genetik değişime uğratılmıştı. Manyetik dalgaların normal beyin üzerindeki etkisini de kontrol açısından incelemek isteyen ekip, bu fare grubuna genetik değişim geçirtilmemiş başka fareler de ekledi.

Sonuçta Alzheimer tedavisi gören fare grubunda net şekilde bir bellek güçlenmesi tespit edildi. Araştırma ekibinin üyesi Dr. Gary Arendash, Alzheimer olmayan farelerin belleklerinin de deney süresinin sonunda normal düzeyin üzerinde çıktığını belirtti.

Cep telefonu anteninden yayılan dalgaların fare beynindeki kan dolaşımını ve enerji metabolizmasımı olumlu etkilediğini söyleyen Arendash, bunun nasıl gerçekleştiğini henüz araştırdıklarını, işleyişi çözdükten sonra bu yöntemin insan beyni için de geliştirilebileceğini ifade etti.

(NTVMSNBC)

»»  read more

HP Labtoplara Teknokask güvencesi ücretsiz!!!


»»  read more

Facebook arkadaş sayınızla sosyalliğinizin doğru orantısı yokmuş...


Bilim insanlarına göre sosyal ağ sitelerindeki arkadaş sayınızla sosyalliğiniz arasında doğru orantı yok. İsterse binlerce arkadaşınız olsun beyin bunun en fazla 150’sini taşıyabiliyor. Sosyal paylaşım ve mikrobloging sitelerinde ne kadar çok arkadaş veya izleyeniniz varsa o kadar sosyal mi sayılırsınız? Bilimcilere göre bu sorunun yanıtı 'hayır'. Sözkonusu sanal ortamlardaki kişisel sayfalarda 5 bin kişiye kadar arkadaş toplanabilse de insan beyni bunun en fazla 150’sini taşıyabiliyor. Oxford Üniversitesi’nden Robin Dunbar’ın araştırmasına göre ne kadar ‘sosyal’ olursak olalım, beynin bilinçli düşünme ve dil yetisinin kontrol edildiği neokorteks bölümü en fazla 150 kişiyle sosyal ilişkiyi sürdürebilme kapasitesine sahip. Neolitik köylerden modern ofis ortamlarına kadar geniş bir dönemde sosyal ortamları inceleyen Dunbar, 1990’larda geliştirdiği ve kendin adını taşıyan bu teoriyi Facebook gruplaşmalarına uyguladı. Facebook arkadaş sayısı bini geçen kişilerle birkaç yüz olan üyelerin mesaj trafiğini analiz eden Dunbar, ikisinin arasında neredeyse hiç fark olmadığını tespit etti. Dunbar’a göre arkadaş listesinde binlerce kişi ekli bulunan üyeler bile ortalama en fazla 150 kişiyle belirli aralıklarla iletişime geçebiliyor. Bu iletişim frekansı yılda bire kadar da düşebiliyor. Bir diğer ilginç sonuç da, kadınların erkeklere kıyasla iletişime ve arkadaşlıklara daha önem veriyor olmaları. Dunbar “Kadınlar birbiriyle konuşsa bile tatmin olabiliyor. Erkeklerinse illa fiziksel bir şeyler yapması gerekiyor” diyor. (NTVMSNBC)
»»  read more